19. yüzyılda Osmanlı Devleti, Sultan II. Mahmud Han Dönemi'nde tüm sistemlerini çağın gereklerine göre yeniden düzenlerken sivil yükseköğretimi (âli mektepler) de devletin gereksinimlerine göre ele almıştır. Bu bağlamda önce ülkenin karayolları daha sonra demiryolları projeleri oluşturulmuş ve bu projelerin gerçekleştirilmesinde çalışacak mühendis, mimar ve yardımcı ara eleman (tekniker) yetiştirilmesi için çeşitli okullar açılmıştır.
1874 yılında Galata Sarayı’nda Turuk-u Mâabir (yollar ve geçitler/köprüler) Nezareti'ne bağlı olarak açılan Turuk-u Mâabir Mekteb-i Âli’si (daha sonraki dönem adıyla Hendesehane-i Mülkiye/Mühendisin-i Mülkiye Mektebi) bu okullardan biridir. 1911 yılına gelindiğinde İstanbul'u Avrupa, Hicaz, İran ve Rusya'ya bağlayacak bir demiryolu ağının hızla tamamlananabilmesi için Turuk-u Mâabir Mekteb-i Âli’si içerisinde verilmekte olan kondüktör (tekniker) öğretimi ayrılarak Divanyolu’nda bir binada (Sağlık Müzesi) üç yıllık bir öğretim içeriği ile Turuk-u Mâabir Kondüktör Mekteb-i Âlisi adı ile yeniden yapılandırılmıştır.
Üniversitemiz 1911'de Kondüktör Mekteb-i Alisi adıyla, Paris'teki "Ecol de Conducteur" ün müfredat programı esas alınarak Bayındırlık Bakanlığına bağlı bir okul olarak kurulmuştur. Kurum, 1937 yılında 4 yıllık mühendislik bölümlerini kapsayacak şekilde ve yüksekokul statüsünde İstanbul Teknik Okulu (İTO) adı altında yeniden yapılandırılmış, Yıldız Sarayı ve müştemilatından, bugün de kullanılmakta olan binalar tahsis edilmiş ve buraya taşınmıştır. Fen memuru ve mühendislik dalında öğrenci yetiştiren inşaat ve makina bölümlerine ek olarak 1942 ve 1943 ders yılından itibaren mühendislik kısmında elektrik ve mimarlık bölümleri açılmıştır.
Okul, 26 Eylül 1941 tarihinde çıkarılan bir yasa ile Maarif Vekâlet’ine bağlanmıştır. O sırada, amacı Mühendis yetiştirmek olan kurumumuzda, mimarlık eğitimi 1942 yılından önce, Yol-Köprü-Demiryol-Su-Bina konularında eğitim veren inşaat mühendisliğinde sadece genel bilgi olarak yer almaktaydı.
1942-1943 öğretim yılında, inşaat şubesi yeniden yapılandırıldığında Mimarlık Kol'u da kurulmuştur. Bu örgütlenme yapısı ile 1944-45 öğretim yılında 9 mimar mezun vermiştir. Daha sonra İstanbul Teknik Okulunun beşinci bölümü ve ülkenin ikinci mimarlık bölümü olarak Yıldız Sarayı Damatlar Dairesi'nin 1937 yılında tamamlanan restorasyonu ile elde edilen bugün bulunduğu binada eğitimini sürdürmüştür.
1959-1960 ders yılında İstanbul Teknik Okulu bünyesinde bir ihtisas bölümü açılarak ülkemizde Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden sonra iki aşamalı eğitim-öğretime geçilmiş, başarılı ve seçilmiş öğrencilere bir yıllık mühendislik ve mimarlık ihtisas (master) programları uygulanarak yüksek mühendis ve yüksek mimar unvanları verilmeye başlanmıştır. Ayrıca 1959-60 ders yılında İstanbul Akşam Teknik Okulu açılarak ülkemizde ilk gece eğitimine de başlanmıştır. İstanbul Teknik Okulu 03 Haziran 1969 tarihinde yayımlanan 1184 sayılı Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademileri Yasası ile, özerkliği olan yüksek dereceli bir öğretim ve araştırma kurumu olarak İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi (İDMMA) adı ile üniversite yapısına kavuşturulmuştur.
1971'de özel yüksekokullar 1472 sayılı yasa ile kapatılmış, bunlardan mühendislik ve mimarlıkla ilgili olanları İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi bünyesine alınarak var olan bölümlerle bütünleştirilmiştir. Bu dönemde Mimarlık bölümü bağımsız Mimarlık Fakültesine dönüştürülmüş, 4 yıllık lisans, 2 yıllık yüksek lisans ve 3 yıllık doktora programları ile uzmanlık ve araştırma alanları çeşitlendirilmiştir.
1982 yılında ülkede üniversite yapısına sahip Akademi ve Üniversite ikilemini çözmek amacı ile İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Fen Bilimleri ve Sosyal Bilimler Enstitüleri, Meslek Yüksek Okulu ve Rektörlüğe bağlı 4 bölüm ilavesi ile Yıldız Üniversitesi adıyla yeniden yapılandırılmıştır. Bu döneme geçişte Mimarlık Fakültesi, Mimarlık ve Şehir ve Bölge Planlama bölümleri ve 6 anabilim dalı ile yeniden örgütlenmiştir. Kuruluşundan itibaren mühendislik ve mimarlık eğitim ve öğretimini sürdüren ve cumhuriyet döneminde ülkenin teknolojik gelişiminde gerek mezunları gerek akademik kadrosu ile önemli roller üstlenerek katkıda bulunan kurumun adı 03 Temmuz 1992 tarih ve 3837 sayılı Yasa ile Yıldız Teknik Üniversitesi olarak değiştirilmiştir.
YTÜ Mimarlık Bölümü geniş akademik kadrosu; mimarlık temel alanında farklı çalışma alanlarında uzman araştırmacı mimarları barındırmaktadır. Bölümün lisans programı, mimarlık alanında ulusal ve uluslararası akreditasyon kuruluşlarının kriterleri çerçevesinde oluşturulmuş, özdeğerlendirme süreçleri ile yenilenen bir yapıdadır. Programda mimarların profesyonel öğretim elemanı olarak derslere ve atölyeler katılımı sağlanmakta, böylelikle güncel mesleki uygulamalar ve sektörel eğilimler öğrencilere yansıtılmaktadır.
Mimarlık Fakültesi Binası Tarihçesi
Günümüzde Mimarlık Bölümümüzün de eğitimini sürdürdüğü, Mimarlık Fakültesi Binası tarihi değere sahip, yıllar içinde farklı işlevlerde kullanılmış bir binadır. Yapı kesin olmamakla birlikte II.Abdülhamid döneminde, 1880'lerde yapılmış olmalıdır. Yapının o dönemdeki işlevi konusunda birden fazla kaynaktan desteklenen bilgi ve belge yoktur. Padişah kızları ile evlenen aileleriyle oturduğu “Damatlar Dairesi” olarak da belirtilen yapının, 1877-1909 tarihleri arasında işlev değişikliklerine uğramış olması ihtimali de göz ardı edilmemelidir.
1886-1900 tarihleri arasında yapılmış ve Yıldız Sarayı'ndaki Havagazı şebekesi ve lambalarını gösteren bir planda bu yapının işlenmiş dört bölümden oluştuğu ve bunlardan bir bölümün plan şemasının işlenmiş olduğu diğer bölümlerin dış duvarlarının olup, iç kısmının boş olduğu görülmektedir. Ayrıca 1937 tarihine ait bir vaziyet planında bu yapının doğu cephesinde 4 ayrı girişin bulunduğu görülmektedir.
1937'de Teknik Okul'un Yıldız'a taşınması ile bu yapıda da onarıma gidilmiştir. Prof. Emin ONAT'ın hazırlamış olduğu proje doğrultusunda, 1939 yılında yapının dış duvarları ve konturu korunmuş iç kısmındaki dört ayrı bölüm kaldırılmış, bir orta koridora açılan derslikler ve atölyelerden oluşan bir şema uygulamaya konulmuştur. Muhtemelen kagir duvarlar üzerine oturan ahşap veya putrelli volta döşemelerin oluşturduğu orijinal taşıyıcı sistem, dış duvarlar korunarak betonarme döşemeli bir sisteme dönüştürülmüştür. Yapının eski fotoğraflarında görünen, dış cephe süsleme elemanları, silmeleri, kat kornişleri, pencere söve ve alınlıkları tümüyle kaldırılmıştır. Merdiven evleri, giriş ve arka cepheler, yukarıdan aşağıya camekan yapılmış, dış cephenin kagir kısımları da dönemin mimari anlayışına uygun olarak tarak sıva yapılarak tamamlanmıştır.